Haberi Kopyala
04.03.2008 - 07:09

Bir teröristten Kandil itirafları - 2

İran PKK’dan Türkiye’deki ABD üssünü vurmasını istedi

ARKA PLAN...Yıllardır operasyonlar yapılıyor, örgüte ağır darbeler indiriliyor ama PKK bir şekilde varlığını sürdürüyor. Yok olmamasındaki önemli bir etken de maddi kaynaklarının tükenmemesi. Örgütün eylemlerinde uzun yıllar bizzat yer almış kaynağıma göre, para iki ana merkezden geliyor: Uyuşturucu tacirlerinden kesilen haraçlar ve bölgedeki örgüt sempatizanı işadamları.

Kaynağımın anlattığı diğer bir nokta da tarihe ışık tutması açısından önemli. Bu iddia ABD’nin İncirlik dışında Türkiye’de gizli üsleri olması ile ilgili...

Türkiye’deki ABD üssünü vurmasını istedi

10 yılını PKK’da geçiren eski örgüt üyesi anlatıyor: 1995’te Türkiye’de, İran sınırına yakın bir yerdeydik. Bir ABD-İsrail-Türkiye ortak üssü vardı. İran da bu üssü keşfetmiş. Bizden orayı vurmamızı istedi. Her türlü desteği veririz dedi. Bir üs Batman’da var. Bir de Yüksekova’da

# Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, Türkiye’de gizli ABD üsleri olduğunu iddia etti. Siz böyle bir üsse tanık olduğunuzu söylüyorsunuz.

Evet, 1995’te Türkiye’de, İran sınırına yakın bir yerdeydik. Türkiye sınırına yaklaşık 10 km mesafede bir ABD-İsrail ve Türkiye ortak üssü vardı. Orada dinleme ve gözleme yapılıyordu. İran da bu üssü keşfetmiş. Bizden orayı vurmamızı istedi. “Vurursanız size her türlü desteği veririz” dedi.

# Ne cevap verdiniz?

Kabul etmedik. Bize uygun bir hedef değildi. Bir de İran istediği için vurmayız.

# Kabul etmeyince ne oldu?

İran bize yöneldi. İran askerleri ile aramızda çatışma çıktı. Birkaç kayıp verdik.

ÖCALAN’IN ETKİSİ AZALIYOR

# Tanık olduğunuz başka üs var mıydı?

Evet, PKK’ya yönelik örgütü dinleme amaçlı, ABD ve İsrail’in eli ile kurulmuş merkezler var. Bu merkezlerden onlar da faydalanıyor. İsrail İran’ı kontrol etmek için Türkiye’deki üsleri kullanıyor.

# Nerelerde bu üsler?

Bir tane Batman’da var. Bir de Yüksekova’da bir yerden bahsediliyor ama ben onu görmedim.

# Son operasyon sırasında bu üsler aktif miydi?

Bilmiyorum.

# Operasyona Abdullah Öcalan’ın yaklaşımı ne?

Savaş olsun istemiyor.

# Pek inandırıcı değil. Eylemlerin tekrar başlaması için direktifi o vermedi mi?

Hayır, zannetmiyorum. Öcalan her şeyin kontrolünde olmasını istiyor ama bundan sonra olacaklar giderek onun kontrolünden çıkıyor. Etkisi azalıyor. İş onsuz yapılır oluyor. Bu yüzden hoşnut değildir.

MASAYA OTURMA TERS TEPTİ

# Öcalan değilse son dönemde eylemlerin tekrar başlaması için kim düğmeye bastı?

Öcalan yakalanınca Kürtler bir beklenti içine girdi. Devlet bir şey yapsın diye bekledi. Bu dönemde bir şey olmadı. Sonra, Kuzey Irak’taki Kürt oluşumu ile bir anda ortamın havası değişti. Bazı generaller, köşe yazarları müthiş bir Kürt karşıtlığına giriştiler. Oysa PKK bu dönemde yumuşak bir geçiş olsun istiyordu. Aynı masaya oturmak olmasa bile muhatap alınmak istiyordu.

# Muhatap DTP olarak mı belirlendi?

Ama söylemler ve tutumlar değişti. Sorun tek PKK olarak görüldü. Oysa Kuzey Irak da, Avrupa da, ABD de vardı resimde. Domino taşı gibi her şey etkilendi.

# Bu süreçte Öcalan’ın pozisyonu neydi?

“Madem ki biz ciddiye alınmıyoruz artık benim yapacağım bir şey yok” diyordu.

Para, uyuşturucu haracı ve sempatizan işadamlarından

# Operasyonda PKK’nın kayıplarına ne oldu?

Ailelere haber verildi. Evlerde taziye ziyaretleri yapıldı.

# Cenazeler nerede gömüldü?

Genelde Kuzey Irak’ta.

# Örgütün parası nereden geliyor?

Uyuşturucu kaçakçılarının rotaları PKK’nın bölgelerinden geçiyor. Dolayısıyla onlardan haraç alınıyor. Bir de bölgede örgüt sempatizanı güçlü işadamları var. Kaynağın önemli bir bölümü onlardan geliyor.

APO ‘GİT VUR’ DEMEZ

# Eylemler nasıl planlanıyor?

Örgüt genel hedefler koyar. Abdullah Öcalan hiçbir zaman “Git şu karakolu vur” dememiştir. “Git karakol bas” der. Hangi karakolu basacağı, bu işi nasıl yapacağı örgüt üyesine kalır.

# Bir yere eylem yapmaya karar verdikten sonraki süreç nasıl gelişir?

Karakola baskın mı yapılacak, birkaç gün, gece gündüz gözlenir. Sivillerden isim alınmaya çalışılır. Kaç asker hangi saatte nöbet tutuyor, nöbet değişimleri ne zaman, tespit edilir.

# Şehirlerdeki eylemler nasıl planlanır?

Oralarda da genel hedefler vardır. Şehir içinde hedef askeri noktalar, devleti yıpratacak noktalardır. Ama merkezden “Şuraya eylem yapın” gibi bir komut gitmez. Hedefi üye kendi belirler.

ŞEHRE İNMEK YOZLAŞMA

# Kuzey Irak’taki bölgelerin oradaki yerleşim merkezleriyle iletişimi var mı?

Hayır. Zaten etrafta Saddam zamanında boşaltılan köyler var. Şehirlere de inilmez. Yasaktır. Örgüt aşağı inmeyi yozlaşma olarak görür. Evde yaşamak demek savaşçılıktan uzaklaşmak demektir.

# Operasyon sırasında bölge halkı örgüt üyelerini evlerinde saklamıyor mu?

Hayır saklayamazlar çünkü peşmergeler bunu istemez. Peşmerge kendi ve örgüt arasına hep mesafe koymuştur. Zaten 1992, 95 ve 97’de örgüt ve Barzani’nin partisi KDP arasında ciddi çatışmalar yaşandı.

SEÇSEK TÜRKİYE’Yİ SEÇERİZ

# Ama şimdi PKK ve peşmerge birbirine yakınlaşmış görünüyor. Türkiye’ye karşı ortak cephe oluşturmak istiyorlar diyebilir miyiz?

Kürtler’de “Biz Ortadoğu’nun büyük halklarından biriyiz, buna rağmen toprağımız yok” inancı çok yerleşik. Ama şu da var: Bir gün seçim yapmamız gerekirse Araplarla ya da İran’la değil de Türkiye ile yakın oluruz. İstek hep Türkiye’den yana.

# Türkiye’den toprak talep edip aldıktan sonra mı Türkiye’ye yakın olmaktan bahsediyorsunuz; yoksa Kuzey Irak’ta oturup da Türkiye’ye yakın olmaktan mı?

Özal’ın zamanında Kürtler’e özerk bir yer verme yaklaşımı vardı. Kürtler bu yaklaşımı benimsiyorlardı. Türkiye’den talep etme yerine Türkiye ile bütünleşme isteği daha fazla.

Dine yaklaşım yumuşadı

# Eylemlerin hortlamasında AKP’nin Güneydoğu’da gösterdiği başarı ile gelen kıskançlık ve telaş olabilir mi?

AKP Diyarbakır’a gidip Kürtler’e umut verdi. Bu yüzden Kürtler’in yaklaşık yüzde 40’ı AKP’ye oy verdi. Ama vaatlerin gerisi gelmedi. Bu da öfke ve güvensizlik yarattı. Kürtler kendilerini kullanılmış hissettiler. Dindar ve liberal olanlar oylarını AKP’ye vermişlerdi. DTP’ye yalnızca milliyetçiler oy vermişti. Ama pişmanlar.

# Örgütün dine yaklaşımında bir yumuşama var, değil mi?

Evet, eskiden Bolşevik tarzda bir yaklaşım vardı. Bunun kendine zarar verdiğini sonradan anladı. Hatta imamlar çağırdılar. Son örneği de görüyorsunuz. Ama hâlâ örgüt içinde din kavramı yok. Yine de namazını kılıp, orucunu tutan tek tük insanlar var.

Öcalan sark kurnazı

# Öcalan nasıl biri?

Güçlü bir liderlik yapısı var. Zeki değil ama çok kurnaz. Şark kurnazı. Dediğinin şartsız yapılmasını ister.

# Eleştiri kabul eder mi?

Hayır, kimseyi dinlemez. Öcalan Bekaa’dayken orası kadrolar arası iletişim ve eğitim alanı olarak kullanılıyordu.

ENTELEKTÜEL KARAYILAN

# Örgüt içinde ayrımlar, bölünmeler var mı?

Eskiden beri Suriyeli-Türkiyeli ayrımı var. Aradaki fark Türkiye ve Ortadoğu arasındaki fark ne ise o. Türkiyeliler daha fazla okumuş, daha entelektüel. Zaten liderler hep Türkiyeli. Murat Karayılan Urfalı, Cemil Bayık Elazığlı, Duran Kalkan Adanalı, Mustafa Karasu Ankaralı.

Mahmur’daki herkes sempatizan

‘Mahmur, Erbil ve Duhok arasında sivil bir kamp yeri. Kamp değil, bir köy. Türkiye’den 1993’te göç eden köylüler yaşıyor Mahmur’da. Orada PKK militanı yok. Sivil bir yer ama Mahmur’daki herkes PKK sempatizanı. Kamp bölgelerine önceden lojistik gruplarımız gider. Un, yağ, şeker, pirinç vs depolanır. Yalnızca bu işlerle ilgilenen insanlar vardır. Yiyecekleri, kamyonları, şahısları örgütlerler. Depolar kamp alanından en az yarım km uzakta olur. En fazla 15-20 günlük erzak bulundurulur.’

Nagehan Alçı, Akşam

.
Kaynak/Devamı: http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=110771,12

Yorum Yaz